Bu hafta sonu elimden düşürmediğim CNBC-e Business Dergisinden okuduğum bir haberden esinlenerek şu işsizlik konusuna değinmek istiyorum. Nedense bütün sorunun “İş nedir?” sorusunun cevabını bilmemekten kaynaklandığını düşünüyorum. Önce CNBC-e Business Dergisindeki haberden bir paragraf paylaşayım..
Ekonomik büyüme istihdam oranlarını artırmıyor; Özellikle 2002-2008 yıllarını kapsayan hızlı büyüme döneminde Türkiye’nin yaşadığı “istihdam artırmayan büyüme” sendromu bugün neredeyse tüm dünya ekonomileri için geçerli. Büyümeye rağmen işsizliğin gerilememesi birkaç temel faktöre bağlanıyor.Bunların yanında konvansiyonel sanayi kollarında yoğun teknoloji kullanımının artması geliyor. Çalışan sayısı azalırken üretimini artıran otomotiv bunlardan biri. Bazı ülkelerdeki büyümenin yatırım ve üretim artışından çok, petrol ve emtia gibi temel ihraç mallarındaki fiyat artışından ileri gelmesi de istihdamsız büyümenin bir başka nedeni..
Haberden de okuduğunuz gibi, ekonomi büyüdükçe aslında işsizlik azalmıyor, aksine artıyor. Düz mantıkla bugün iş bulamayan birinin gelecek yıllarda bulması neredeyse imkansız hale gelecektir çünkü insan gücünün yerini artık makineler alıyor. Bugün bazı petrol istasyonlarında pompacıların bile işten çıkarılıp otomatik makineler kullanıldığını, kasiyerlerin işten çıkarılıp bilgisayarla yönetilen kasaların denendiğini görüyoruz.
Öyle ise şundan emin olalım; ekmek artık aslanın ağzında değil, midesinde.. Bu şartlarda düşünce tarzımızı gözden geçirme zamanımızın geldiğini düşünüyor ve birkaç satır karalamak istiyorum.
İŞ NEDİR?
Sinir olduğum bir yaklaşım var. “İşsizlik” diye yakınan ve iş bulamadığı için tembellik yapan kişilere her zaman şunu soruyorum. İş nedir?
İllaki biri sana maaş mı vermeli, illaki onun kurallarına göre mi oynamalısın, illaki o beynini sen kaslarını mı kullanacaksın, illaki biri girişimcilik yapacak ve sen onun kurduğu işte “çalışan” mı olacaksın? Senin beynin yok mu, sen neden kendi başına , kendi işini kurmuyorsun?
Sanırım temel sorun yetiştiğimiz kültürden kaynaklanıyor. Ebeveynlerimiz hiç birimize büyüyünce muhakkak “kendi işini kur, kendi ayaklarının üzerinde dur” dememiştir. Hep memur “ol sırtını devlete yasla, işçi ol, doktor ol, polis ol, avukat ol” gibi telkinlerle karşılaştık. Bir ilkokula gidin ve çocuklara “büyüyünce ne olacaksın?” diye sorun.. bakalım size ne cevap verecek. Neredeyse hiçbirinin size “özgürlüğüme düşkünüm, kendi işimi kuracağım” diyeceğini sanmıyorum.
Anlatmak istediğim şu;
- İş illaki patronunuz olması demek değildir
- İş illaki başkasının elinden maaş alacağınız anlamına gelmez
- İş “sigorta,yol,yemek” karşılığında değer kazanmaz
- İş size başkalarının verdiği ünvanlar değildir (usta,müdür vs..)
- İş illaki kas gücü gerektirmez
- İş ilan gazetelerinden aranılan bir şey olmak zorunda değil
- İş başkalarının sizi istedikleri zaman kovacakları bir şey olmak zorunda değil
- İş illaki sabahın köründe kalkmanızı gerektiren birşey değidir
- İş yılda sadece 2 hafta tatil yapma hakkı veren birşey değildir
Öyle ise İŞ nedir?
Yeteneğiniz olan ve yapmaktan hoşlandığınız bir eylemi profesyonel olarak uygulamaktır. Elbette bu tanım herkes için geçerli değil ama ideal olan bence budur.
Ticaret bir iştir! Kendiniz planlar, kendiniz uygular, kendiniz kazanır, kendiniz kaybedersiniz. Sermaye olmadan veya minik birikimler ile gerçek ticaret yapabileceğiniz gibi internetten de gelir elde edebilirsiniz. Online Ticaret de bir iştir.
İş bulmak devletin görevi değildir.
Eğer hükümet insanlara; “şu kadar çocuk yapacaksınız, ancak bu nüfusu istihdam edebiliriz” demiş olsaydı o zaman sorumluluk devlette olurdu. Ama ne devlet nüfus çoğalmasına bir sınır koyuyor, ne de insanlarımız doğum kontrolüne gereken önemi veriyor. Bu yüzden kimse devleti işsizlik yüzünden suçlayamaz.
İş bulmak veya bulamıyorsanız iş kurmak bizim sorumluluğumuzdadır. Halen işsizlik raporlarına bakıp, “zaten halkın %20′si işsiz, benim de iş bulamamam normaldir” diye düşünen varsa bence bir daha düşünsün.. Bu bir bahane olmamalı..
283 Görüntüleme




Harbiden yaa.. İş aramak zorunda değilim. Kendi işimi kurabilirim. Bu kadar zamandır bunu ilk kez fark ettiğime inanamıyorum..Ciddiyim..teşekkürler
Aramıza hoşgeldin fırat…
ben de varım, beklemede kalın…
yazılanlar doğru..hep birileri kazandı,birileri yedi,birileri sömürdü……bunu düzenin suçu dersem gene ben suçlu olurum çünkü bunuda biz yarattık(o ne ya:))kominleştim)esas olan kendi ayaklarımızın üstünde durmak, sanırım kendimiz kendi adımıza bir şeyler yaparsak olur diğer türlüsü tembellik ki çoğunluk böyle..
paylaşım için teşekkürler TEOMAN bey
bu paragrafa bayıldımm.işsizlikten yakınanlar için güzel bir açıklama. teşekkürler
İllaki biri sana maaş mı vermeli, illaki onun kurallarına göre mi oynamalısın, illaki o beynini sen kaslarını mı kullanacaksın, illaki biri girişimcilik yapacak ve sen onun kurduğu işte “çalışan” mı olacaksın? Senin beynin yok mu, sen neden kendi başına , kendi işini kurmuyorsun?
Şu cümleye bayıldım.
•İş size başkalarının verdiği ünvanlar değildir (usta,müdür vs..)
-Teşekkürler-
Elbette ki Teoman Bey,
‘İş’ kabullendiğimiz ve hazmettiğimiz tembelliklerimiz,beceriksizliklerimiz ve hatta çaresizliklerimiz değildir..
Eskilerden bir ifadeyle yere düşüp bir avuç toprakla kalkmaktır asıl ‘iş’ herhalde..
Teşekkürler..
güzel bi yazı hocam bunun için teşekkür etmenin yanında işçiliğin makinelere tam olarak devredilmemesinin bir nedeni var normalde bugün insanların kasgücüyle yaptığını yani işçiliği makinelerin % de yüz olarak yapılabileceği bir zamanda yaşıyoruz ancak makineleşmemenin asıl sebebi üretilenin daha çok satılabilmesi açısındandır dünyanın çoğunluğunu işçilerin oluşturuduğunu düşünürsek böyledir işçiyi 1 e çalıştırıp üretileni 10 a satarak sistem ayakta tutuluyor yoksa makineleşmenin kimsenin gözünün yaşına bakacağını düşünmüyorum bunları yazmamın sebebi sizinde söylediğiniz gibi insanların artık biraz olsun akıllarını kullanarak hareket etmelerini murad etmemdir bu bahsettiğiniz şeyin hakkıyla uygulanması dünyanın tekamül etmesi anlamına geliyo aslında makro devrim diyebiliriz öyleki kısa sürede ( 1 nesil ) belki ilk bakışta aptalca gelebilir ama paranın tedavülden kalkmasıyla sonuçlanır bu nedemektir çekişmenin rekabetin aldatmanın üçkağıtçılığın açlığın şiddetin terörün savaşın şiddetin stresin vs. olmadığı bir dünya demektir böyle bir dünya ysa artık derince düşünmenin sürekli iyiye gidişin sürekli sonu olmayan bi gelişme anlamına gelir dünyanın ve insanlığın kurtuluşu ve gerçek gelişme başlar sonsuzluk kapıları aralanır anlamsızlık duygusu artık bi araştırma konusunun dışına çıkamaz fazlamı ileri gittik ne
ama kim ne derse desin bu böyledir sadece düşünen bir nesil bunu gerçekleştirebilir artık son raddedeyiz umarım yeni nesilde bunu tetikleyecek dürüst ve cesur liderler olur yüce ALLAH onca haksızlık ve zulme karşın rahmetini tecelli ettiripte ülkelerin başına ATATÜRK düşüncesinde insanların gelmesine yardımcı olursa bu dediğim olur böyle düşününce inanın bunların olması mucize değil.